• D vitamini desteği alınmalı mı?

    D vitamini desteği alınmalı mı?

    Sabri Ülker Vakfı, son yıllarda gündemde sıkça yer alan D vitamini konusunu masaya yatırıyor. Vücudun yeterli D vitamini alabilmesi için yapılması gerekenlere dikkat çeken Sabri Ülker Vakfı, D vitaminiyle ilgili merak edilenlere yanıt veriyor.

    D vitamini konusunda son yıllarda onlarca haber yapılıyor. Bazı haberlerde vücudun ihtiyaç duyduğu D vitamininin, yeterli-dengeli beslenme ve güneş ışığıyla karşılanabileceği yer alırken, bazı haberlerde ise mutlaka D vitamini desteği alınması gerektiği belirtiliyor.

    Gıda, beslenme ve sağlık alanındaki en güncel, bilimsel bilgiyi basit ve anlaşılır dilde topluma ulaştıran Sabri Ülker Vakfı, D vitaminiyle ilgili merak edilenleri ele alıyor.

    D vitamini neden önemli?

    D vitamini, fosforla birlikte kalsiyumun emiliminde ve kemiklerde depolanmasında görev alır. Aynı zamanda kandaki kalsiyum ve dolaylı olarak da fosfor düzeyini de kontrol eder. Kalsiyum yetersizliği ve/veya kalsiyum fosfor oranındaki dengesizlik, çocuklarda raşitizm, yetişkinlerde ise kemik erimesi gibi sorunlara yol açabilir.

    D vitamini kemik sağlığının yanı sıra kas işlevleri ve denge için de gerekli. Kemikleri güçlendirmek ve kandaki D vitamini düzeyini normal aralıklarda tutmak, özellikle yaşlılarda görülen, düşme kaynaklı kemik kırıklarını yüzde 20-30 oranında azaltabiliyor. D vitamini’nin yaşlılarda, bilişsel işlev kaybı, multiple skleroz, romatizmal eklem iltihabı, şeker hastalığı ve bazı kanser türlerine karşı da (göğüs, kolon, prostat kanserleri gibi) koruyucu olabileceği belirtiliyor.

    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), çocuklar, gebeler ve emzikliler ile 50 yaş altı yetişkinler için günlük 5 µg (≥ 200 Uluslararası birim (IU), 51-65 yaş arası bireyler için 10 µg (≥ 200 Uluslararası birim (IU) ve 65 yaş üstü bireyler için 15 µg (600 IU) D vitamini alımını önermektedir.

    Her gün 20-30 dakika güneşlenmek öneriliyor

    Temel kaynağı güneş olan D vitamini, ultraviyole B (UV-B, 280-315 nm) ışınlarının cilde temas etmesi ve bu sayede ciltte oluşan bazı metabolik süreçlerin sonunda üretiliyor. Bu nedenle DSÖ, her gün, yüz ve kollar açık olarak, yanık oluşmayacak şekilde, güneşin geliş açısına da bağlı olarak yaklaşık 20-30 dakika güneşlenerek yeterli D vitamini üretilebileceğine dikkat çekiyor.

    Ancak vardiyalı çalışanlar gibi gün ışığından yararlanamayan kişiler ile evden pek fazla dışarıya çıkamayan yaşlılar, D vitamini yetersizliği açısından risk taşıyabiliyor.

    Güneş ışınlarının arttığı bahar ve yaz aylarından itibaren kullanılan güneş koruyucu kremlerin D vitamini yapımını nasıl etkilediği ise tartışılıyor. Balık karaciğeri, balık yağı, yağlı balıklar ve yumurta sarısı D vitamini kaynakları arasında gösterilse de, D vitamini açısından zenginleştirilmemiş besinlerin D vitamini içeriğinin oldukça düşük olduğu unutulmamalı.

    Besinlerde D vitamini zenginleştirmesi

    Türkiye’de D vitamini açısından bir iki besin haricinde bir zenginleştirme söz konusu değil. Günlük D vitamini gereksinimini yalnızca besinler ile sağlamak da mümkün değil. Dolayısıyla güneş ışınlarından yeterli ölçüde yararlanamayan ve/veya kronik böbrek hastalığı gibi bazı özel sorunları olan birey ve hastalar, D vitamini yetersizliği açısından risk altında olabilirler. Bu durumda olduğunu düşünen birey ve yukarıda belirtilen hastaların mutlaka hekimlerine başvurmaları öneriliyor.

    DSÖ, toplumsal düzeyde D vitamini yetersizliği sorunuyla karşı karşıya olan toplumların D vitamini desteklerini kullanma ve/veya toplumda yaygın olarak tüketilen uygun besinleri D vitaminiyle zorunlu zenginleştirme plan ve politikaları konusunda değerlendirme çağrısı yapıyor. Güneş ışınlarından yeterli ölçüde yararlanamayan Birleşik Krallık, İskandinav ülkeleri ve Kanada gibi ülkelerde, D vitamini ile zenginleştirilme uygulamaları yaygın biçimde başarıyla uygulanıyor. Örneğin Kanada’da tüm içme sütleri D vitamini ile zenginleştiriliyor.

    Günlük toplam D vitamini alımı için belirlenen üst düzey aşılmamalı. Aşırı D vitamini alımı, vücut ağırlığında istemsiz ve hızlı kayıplar, yorgunluk, yer ve zaman algısında bozukluk, kusma veya kabızlık gibi sorunlara yol açabiliyor.

    Yorum Yap →

Yorum Yap

Yanıtı iptal et