• Salgın hastalıklar önce turizmi ve ticareti sarsıyor

    Salgın hastalıklar önce turizmi ve ticareti sarsıyor

    Latin Amerika’da ortaya çıkan ve salgın niteliği taşıyan Zika virüsü, Dünya Sağlık Örgütü’nü (DSÖ) alarm durumuna geçirdi. Sivrisineklerden bulaştığı açıklanan virüs, kuzey yarımkürenin kış aylarından çıkmasıyla birlikte daha fazla tartışılmaya devam edeceği görülüyor.

    Gelen yolcularla Avrupa kıtasında da vaka kayıtlarının ortaya çıkması, cinsel ilişki (mukozal salgılarla) ile birbirine geçebildiğinin ortaya konması, DSÖ’nün 2016’da yaklaşık 2–3 milyon insanın bu virüsten etkilenebileceğini açıkladı.

    İki büyük spor etkinliği virüsün yaygınlaşmasında etkili olabilir. Rio Olimpiyatlarının “Zika’ya rağmen” 2016 yılında Brezilya’da yapılacak olması ve Avrupa Futbol Şampiyonası’nın Fransa’da yapılacak olması, ayrı alarm alanı oluşturdu.

    İddialardan bir diğeri ise, 2012 yılında genetiği değiştirilmiş sivrisineklerin, 2015 Zika salgınının ilk rapor edildiği Bahia yerleşkesine yakın bir yerden salınmış olması da, odaklanılması gereken bir diğer konu olarak görülüyor.

    Öncelikle neden bir salgın tehdidinden endişe etmemiz gerektiği sorulabilir. Küreselleşmeyle birlikte 1,2 milyar insan seyahat ediyor ve herhangi bir zamanda dünyanın herhangi bir yerinde bulunan bu gezginlerle mikrolar birlikte seyahat edebiliyorlar. Hindistan’ın bir ilçesinde veya Ebola virüsünde olduğu gibi Gana’da ortaya çıkan virüsler yerel olmaktan çıkıyor.

    Her bir salgın Nino veya Katrina Kasırgasından defalarca daha büyük etkiye sebep olabilir.

    Dünya Bankasının bir araştırmasına göre, salgın hastalıklar ve virüslerin yaygınlaşması endişesiyle dünya ticareti 3 trilyon dolarlık bir kayıp yaşayabilir. Salgın hastalıklar, nükleer saldırıdan daha fazla ölüme sebep olabilir.

    Kuş Gribi dediğimiz, H5N1 adlı virüsün neden olduğu sonuçlara bakalım. Virüs 1990’ların ortalarında güney Çin’de ortaya çıktı. Ama 1997’ye kadar hakkında bilgimiz yoktu. Bu zamana da kadar sadece 13 ülkede H5N1 görüldü. Ancak dünyanın farklı kıtalardaki 55 ülkede ya kuşlarda, ya insanlarda ya da her ikisinde birden bu virüs görülüyor.

    Ebola ile Kuş Gribi vakıaları incelenerek, Zika veya diğer salgınlarla ilgili tedbir ve tavır geliştirilmeye çalışılıyor.

    Unutmayalım ki kümes hayvanlarında, özellikle tavuklarda yüzde 100 ölümcül olan H5N1 şimdiye kadar yeryüzünde son yüzyıllarda dolaştığını bildiğimiz en ölümcül şey. Göçmen kuşlar da virüsü taşımaya devam ediyor.

    Şimdiye kadar 260 milyondan fazla insan aşı olmasına karşın, bu salgının önlenmesine bu aşıların yeterli olacağına inanmıyor.

    Malum muz, kahve, kakao gibi meyve ve gıda maddeleri Güney Amerika’dan geliyor. İnsan ve ürün sirkülasyonunu önlemek birinci seçenek olarak görülüyor. 11 Eylül saldırıları sonrası gibi hava trafiğini durdurma teklifleri bile yapılıyor. Hatta hava trafiği 2 ay kapalı kaldığı için, grip mevsimi o tarihte 2 hafta gecikmeli olarak gelmişti. Bu tedbir bugün fazla bir şey kazandırmayabilir. Tüm maskelerin Çin’den geldiği düşünüldüğünde, hava trafiğinin durmasıyla maskeler dünyanın ilgili yerlerine taşınacak. Gıda ticaretini durdurmanın sonuçlarına hangi ülke hazırdır? Aynı şekilde aşı ve ilaçlar nasıl ulaştırılacak?

    Bush döneminde, şarbon ve biyokimyasal saldırılar için büyük bütçeler ayrıldı ve hazırlıklar yapıldı. Buna rağmen ancak 15 eyalet, benzeri saldırılar için hazır hale gelebildi. Türkiye’de de hazırlık için getirilen yüz milyonlarca dolar değerinde aşı atıl hale geldi.

    Rusya, gribe karşı nüfusun yüzde 95’ine yetecek ilaç stoku yaptığını açıkladı. Ancak bu ilaçlar iki hafta ancak yetebilecek oranda. Eğer salgın bir veya iki yıl sürerse yapabileceği pek birşey kalmıyor.

    Mesela, en fazla mikrop taşınan alanlardan biri banka ATM’leri olarak belirlendi. Hapşırma veya el yıkamamdan daha büyük bir salgın bu yollarla bulaşabiliyor. ATM makinalarının kullanılmadığında, kimse kredi kartı ile harcama yapmadığında oluşacak olan ekonomik çıkmazı düşünebiliyor musunuz? Metro ulaşımını, toplu taşıma araçlarını buna kıyas edin.

    Konunun önemi daha da ortaya çıktıkça politikacılarda Zika ile ilgili çağrılarda bulunmaya başladı. Benim en çok dikkatimi çekeni se tabi ki ABD Başkanı Obama’nın çağrısıydı. Hızlı testler, aşılar ve ilaçların geliştirilmesi; tüm vatandaşların bu virüsten korunması için bilgilendirilmesini istedi.

    Zika Virüsü salgının Ebola’dan daha tahrip edici olmasını önleyecek adımlar atılmalıdır. Ebola sebebiyle 10 bin civarında insan öldü ve bunların neredeyse tamamı Batı Afrika’nın üç şehrinde gerçekleşti. Daha fazla yayılmamasının üç nedeni vardı: İlki, oradaki sağlık çalışanları sayesinde ortaya çıkan kahramanca işler. İnsanları buluyorlar ve bunun daha fazla yayılmasını önlüyorlardı. İkincisi, virüsün doğasından kaynaklı. Ebola havadan yayılmıyor ve hastalığın yatağa bağlı bir süreci bulunuyor. Üçüncüsü ise çok kalabalık şehirlerde ortaya çıkmaması. Ve bu sadece bir şanstı. Eğer, daha kalabalık şehirlerde ortaya çıksaydı, bu durumda rakamlar daha fazla olacaktı.

    Bütün salgınlarda, 1918 yılındaki İsyanyol Nezlesi örneği sıkça verilir. Birinci Dünya Savaşı sebebiyle, hastalık İngiliz askerler tarafından dünyanın dört bir tarafına yayılmış ve 30 milyon insanın ölümüne neden olmuştu. Yani savaş sebebiyle ölenlerden daha fazlası salgından ölmüştü.

    Her bir salgın, bir sonraki salgın için uyarıcı nitelik taşıyor.

    Toplumdan bilgi alabilecek ve onları bilgilendirebilecek cep telefonlarımız var. İnsanların nerede olduğu ve nereye hareket ettiğini gördüğümüz uydu haritalarımız var Biyolojide, hastalık mikrobunun işlev zamanına bakmayı çok etkili bir şekilde değiştirmiş ve bu mikropların üstesinden gelmek için ilaçlar ve aşılar üretmeye uygun gelişmelere sahibiz. Yani bazı araçlara sahip olabiliriz,fakat bunların küresel bir sağlık sistemi içinde etraflıca toparlanması gerekiyor. Ve hazırlıklı olmamız gerek.

    Ne yazık ki Zika Virüsü ile ilgili mobil uygulamalar hemen çıktı ama bunların bir fayda sağlamaktan çok uzak niteliği var.

    Cep telefonu trafiği takip edilerek Ebola virüsü taşıyıcıları takip edilebilir. Ebola salgını sırasında, Ebola bölgesi sakinlerinin yurtiçi ve yurtdışı hareket haritası bu konuda önemli tedbirlerin alınmasını sağlamıştı.

    NATO, Dünya Bankası, Kızılay / Kızılhaç gibi uluslararası yapılar, salgınlara yönelik araştırmalar ve ekiplerini hazır tutmalı ve küresel adımlar için stratejik planlar oluşturmalıdır.

    Aksi takdirde gıda tedarikinden turizme, dış ticaretten ulaşıma kadar pek çok insani ve ekonomik alanda hastalıklardan daha derin olumsuz sonuçlar oluşabilir.

    Zika Virüsü, sağlık konusunda hükümetler ve ilgili kuruluşların ne kadar yetersiz olduğunu bir kere daha gösterdi.

    Yorum Yap →

Yorum Yap

Yanıtı iptal et