Beden algısı ve diyetler

Beden algınız, vücudunuz hakkında nasıl düşündüğünüz ve nasıl hissettiğinizdir. Beden algısı içerisinde düşünceleriniz, algılayışınız, hayal gücünüz ve duygularınız yer alır. Beden algısı mutlaka aynada gördüklerinizi ya da diğer insanların ne gördüğünü yansıtmak zorunda değildir.

Kötü beden algısı genellikle şunlarla ilişkilidir:

• Diyet yapma

• Aşırı egzersiz

• Anoreksiya nervoza, bulimia nervoza ve binge yeme bozukluğu gibi yeme bozuklukları

• Düşük özgüven, depresyon ya da kaygı gibi ruh sağlığı sorunları

Kötü beden algısı ya da beden memnuniyetsizliği, bedeninizi toplumun ve medyanın size ideal vücut ölçüsü ve biçimi olarak gösterdiği şeylerle karşılaştırmanızdan kaynaklanabilir. Beden algısına dair idealler zamanla ve kültürden kültüre değişiklik gösterebilir. Bazı araştırmalar, başka ülkelerden Avusturalya’ya taşınan kadınların kendi ülkelerinde yaygın olmayan beden algısı ve diyet alışkanlıkları edindiklerini göstermektedir.

Bazı insanlar iyi beslenmek ya da sağlıklı kilo aralığında olmak için değil, kötü beden algısına sahip oldukları için diyet yapar. Sağlıklı beslenme davranışları sürdürmek önemli olmakla birlikte diyet yapmak özellikle diyet sonrası kilonuzdaki azalış ve artışlardan sonra fiziksel hastalıklara ve depresyona neden olabilir.

Ölçülü bir şekilde diyet yapmanın dahi yeme bozuklukları riskini arttırabileceği bilinmektedir. Diyet yapmak ya da kısıtlayıcı beslenmek, sürekli yemekle ilgili şeyler düşünmeye yol açabilir.

Beden algısı ve kilo

Bazı insanlar aşırı kilolu olmadıkları halde öyle olduklarını düşünür. Örneğin:

• Sağlıklı kilo aralığında olan insanlar arasında kadınlar, erkeklere göre aşırı kilolu olduklarını üç kat daha fazla düşünme eğilimindedir.

• Sağlıklı kilo aralığında olan ergenlerde kızlar, erkeklere göre aşırı kilolu olduklarını yüzde 10 daha fazla düşünme eğilimindedir.

• Aşırı zayıf olan kadınların en az yüzde 20’si, aşırı kilolu olduklarını düşünmekte ve diyet yapmaktadır.

Diyetle kilo vermenin sonuçları kalıcı değil

2017 yılında Avusturalyalı 18-64 yaşları arasında 1033 kişiyle yapılan bir araştırmada yetişkinlerin yüzde 46’sının önceki yıl aktif olarak kilo vermeye çalıştığı görüldü.

Bununla birlikte kilo vermek için yapılan diyetlerin uzun dönemde etkili olmadığı, hatta tekrar kilo alma ile sonuçlanabileceği görüldü. Bazı durumlarda ise diyetle kaybedilen kilolardan daha fazlasının alınması söz konusu oldu.

Sürekli olarak kilo vermek ve kilo almak, kalp hastalığı ve diğer sağlık sorunlarına yakalanma riskinizin artmasına neden olabilir. Bazı araştırmalara göre yalnızca bir kilo verme ve alma döngüsü, hayatın ilerleyen dönemlerinde kalp hastalığı gelişimi için risk faktörü olabiliyor.

Diyet yapmak sağlığı ve ruh halini etkiler

Sık diyet yapan kadınlar genelde şunları yapmaya eğilimlidir:

• Binge yeme

• Yiyecekler kusma ya da laksatif kullanma

• Yiyecekleri kısıtlama ve gereken besinler alamama

• Aşırı egzersiz

• Kötü fiziksel sağlık

• Depresif ya da kaygılı olma

• Yiyecekleri çok fazla düşünme

• Yeme bozukluğu geliştirme

Kadınların yağ tabakasına ihtiyacı vardır

Kadınların kalçalarında ve bacaklarında yağlanma olması normaldir. Sık diyet yapmak bu yağları ortadan kaldırmayacaktır. Bu yağlar şunlar için gereklidir:

• Doğurganlık ve emzirme

• Kemik erimesini engelleme

• Sağlıklı cilt, gözler, saçlar ve dişler

Erkekler de beden algısından etkileniyor

Beden algısı kadınların yanı sıra erkekleri de etkiliyor. Bir araştırmaya göre 15 yaşın üzerindeki Avustralyalı erkeklerin yüzde 11’i bir önceki yıl kilo vermek için diyet yaptı. Ergenlik çağındaki erkekler ile yetişkin erkekler gittikçe daha fazla vücut geliştirme yaparak ve steroidler veya protein takviyeleri kullanarak ideal kas oranına sahip olmak için kas geliştirme ile ilgileniyor.