Sosyal medyadaki sağlık haberlerine inanıyor musunuz?
Sosyal medyadan bana her gün onlarca sağlık haberi geliyor. Hem de paylaşan en güvendiğim arkadaşlarımdan. İşin doğrusunu cevaplamaya çalıştım…
Sosyal medya, kullanıcıların geniş bir kitleye hızlı ve kolay bir şekilde bilgi aktarabilmesi ile bilinir. Ancak, bu avantaj aynı zamanda yanlış bilgi ve dezenformasyonun da hızla yayılmasına neden oluyor. Bu durum, özellikle sağlık ve beslenme konularında büyük riskler taşıyor. Instagram veya TikTok fark etmiyor; bütün sosyal medya platformlarında paylaşılan içeriklerin büyük bir kısmının bilimsel temellere dayanıyor ve kullanıcıları yanıltıyor.
En son, Dublin City Üniversitesi ve MyFitnessPal tarafından yapılan bir anket, TikTok’taki beslenme içeriklerinin sadece yüzde 2,1’inin doğru olduğunu ortaya koydu. Bu anket sonucunu görünce konuyu yazmaya karar verdim.
Sağlık güvenilirliği
Dublin City Üniversitesi ve MyFitnessPal’ın araştırmasına göre, Millennial ve Z Kuşağı TikTok kullanıcılarının yüzde 57’si platformda gördükleri beslenme trendlerinden etkileniyor ve sık sık bu trendleri deniyorlar. Ancak, platformdaki beslenme içeriklerinin sadece yüzde 2,1’i bilimsel ve halk sağlığı kılavuzlarıyla uyumlu. Bu durum, sosyal medyada paylaşılan bilgilerin çoğunun güvenilir olmadığını ve kullanıcıların sağlıklarını riske attığını gösteriyor.
TikTok’taki 67 binden fazla video yapay zekâ kullanılarak gerçekleştirilen bu analize göre, videoların yüzde 97,9’unun yanlış, kısmen doğru veya belirsiz olduğunu gösteriyor. Yanlış bilgilendirme, özellikle genç kullanıcılar arasında düzensiz yeme alışkanlıkları ve yetersiz beslenme gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Sosyal medya platformlarının algoritmaları, genellikle kullanıcı etkileşimini artırmak için tasarlanmıştır. Bu durum, sansasyonel veya tartışmalı sağlık içeriklerinin daha fazla görünürlük kazanmasına neden olabilir. Örneğin, 2021’de yapılan bir çalışma, Covid 19 ile ilgili yanlış bilgilerin doğru bilgilerden 6 kat daha hızlı yayıldığını göstermiştir. Mart 2020 ve Eylül 2022 arasında yapılan dört Pew Araştırma Merkezi anketine göre, en az on ABD’li yetişkinden dördü (yüzde 41) pandemi sırasında bir noktada yüksek düzeyde psikolojik sıkıntı yaşadı. Haliyle bu süreçte yanlış bilgilerin yayılma hızı da aşırı şekilde ivmelendi.
Sağlık hurafe avcısı
Bunun bir de ekonomik boyutu var. CHEQ ve University of Baltimore’un 2019 raporuna göre, çevrimiçi sağlık dezenformasyonu küresel ekonomiye yıllık yaklaşık 78 milyar dolara mal oluyor. Muhtemel ki bu rakam Covid-19 sonrası katlanmıştır. Bu, yanlış bilgilendirmenin sadece bireysel sağlık üzerinde değil, aynı zamanda ekonomik açıdan da ciddi etkileri olduğunu gösteriyor.
Sosyal medya influencer’ları, özellikle genç kitle üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Ancak, bir araştırmaya göre, sağlık ve beslenme konularında tavsiye veren influencer’ların sadece yüzde 8’i nitelikli sağlık profesyoneli olduğu belirlendi. Bu durum, kullanıcıların doğrulanmamış bilgilere maruz kalma riskini artırıyor.
Bazı sağlık kuruluşları, yanlış bilgilerin yayılmasını önlemek için proaktif sosyal medya stratejileri geliştiriyor. “CDC Myth Busters” girişimi, yaygın sağlık yanlış bilgilerini ele almak ve doğru bilgileri yaymak için tasarlandı. Türkiye’de de “Gıda Hurafe Avcısı” bir hesap oluşturuldu. Benzeri bir hesap da sağlık alanında oluşturulmalıdır.
Farklı kültürlerde sağlık bilgilerinin algılanması ve yorumlanması değişiklik gösterebilir. Örneğin, bazı Asya ülkelerinde geleneksel tıp uygulamaları sosyal medyada daha fazla yer bulabiliyor, Batı ülkelerinde modern tıp uygulamaları ön plana çıkabiliyor.
Medya sorumluluğu
Artan baskılar sonucunda, bazı sosyal medya platformları sağlık dezenformasyonuyla mücadele için yeni politikalar geliştiriyor. Facebook ve Instagram, Covid-19 aşıları hakkında yanlış bilgi içeren gönderileri kaldırma veya etiketleme politikası uyguluyor.
Sosyal medyanın bu olumsuz etkilerinden reşit olmayanları korumak için Amerika’da çözümler aranıyor. Pew Research Center’ın bir araştırmasına göre, ABD’li yetişkinlerin yüzde 81’i (gençlerde bu oran yüzde 46) reşit olmayanların sosyal medyayı kullanması için ebeveyn iznini destekliyor. 40’tan fazla eyalet ve Columbia Bölgesi, Facebook ve Instagram’ın ana şirketi Meta’ya dava açarak, platformların çocukların ruh sağlığına zarar veren bağımlılık özelliklerini kasıtlı olarak kullandığını iddia ediyor.
Bu bilgiler, sosyal medyadaki sağlık haberlerinin karmaşıklığını ve bu konuda daha fazla farkındalık ve eğitimin önemini vurguluyor.
Sağlık okuryazarlığı
Dünya Sağlık Örgütü’nün 2021 raporuna göre, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 50’si dijital sağlık okuryazarlığı konusunda yetersiz. Bu, insanların çevrimiçi sağlık bilgilerini doğru bir şekilde değerlendirme ve kullanma becerilerinin sınırlı olduğunu gösteriyor.
Sağlık okuryazarlığı, bireylerin sağlık bilgilerini bulma, anlama, değerlendirme ve kullanma becerilerinin tamamını ifade eder. Sağlık okuryazarlığı yüksek olan bireyler, sağlık kararlarını daha bilinçli bir şekilde alabilir, sağlık hizmetlerinden daha etkili bir şekilde yararlanabilir ve sağlıklı yaşam tarzı seçimleri yapabilir.
•Sağlık Bakanlığı, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), üniversitelerin sağlık bilimleri fakülteleri gibi resmi ve akademik kurumların web siteleri ve sosyal medya hesapları güvenilir bilgi kaynaklarıdır. Kaynaklara bakmak ihmal edilmemelidir.
•Her okuduğunuza inanmayın. Bilgiyi paylaşan kişinin uzmanlığını kontrol edin, bilimsel kanıt arayın ve farklı kaynaklardan gelen bilgileri karşılaştırın.
•İddialara şüpheyle yaklaşın, neden-sonuç ilişkilerini sorgulayın ve farklı bakış açılarını değerlendirin.
•Şüphe duyduğunuz veya sağlığınızla ilgili önemli kararlar almanız gereken durumlarda mutlaka bir sağlık profesyoneline danışın.
Sağlık bilgilerine yapay zeka etkisi
Yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşmasıyla, doktorların ayağına geldiğini düşünenler çoğunlukta. Ancak burada da riskler var. Tıp sınavından üstün puan alan yapay zeka haberlerini sıkça görüyoruz. Yapay zeka, sosyal medyadaki sağlık haberleri ve bilgisi üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkiler oluşturabilir:
•Öyle bir algoritma geliştirilmeli ki sosyal medyada dolaşan yanlış sağlık bilgileri tespit edip işaretlesin, hatta otomatik olarak kaldırsın. Teknik olarak bu mümkün…
•Yapay zekâ, kullanıcıların sağlık geçmişi, ilgi alanları ve ihtiyaçlarına göre kişiselleştirilmiş sağlık bilgisi sunabilir. Ve ilgili chatbot’lar ve sanal asistanlar, kullanıcılara 7/24 sağlık bilgisi sağlayabilir ve sorularını yanıtlayabilir.
•Ancak riskler de peşinden gelebilir. Yapay zekâ algoritmaları kötü niyetli kişiler tarafından yanlış sağlık bilgilerini üretmek ve yaymak için kullanılabilir.
•Yapay zekâ algoritmaları, eğitim verilerindeki yanlılıkları öğrenebilir ve bu da yanlış veya eksik sağlık bilgisi sunulmasına neden olabilir. Bunun yanı sıra uygulamaların, kullanıcıların sağlık verilerini nasıl kullandığına dair endişeler de artıyor.
Sosyal medya platformları, sağlık ve beslenme konularında bilgi edinmek için sıkça kullanılan araçlar haline geldi. Sosyal medya, sağlık bilgisi edinmek için güçlü bir araç olabilir, ancak kullanıcıların eleştirel düşünme becerilerini kullanarak bilgiyi doğrulamaları önemlidir. Yapay zekâ, sağlık haberleri ve bilgisine erişimi kolaylaştırabilir ve yanlış bilgiyle mücadelede yardımcı olabilir, ancak potansiyel risklerin de farkında olmak gerekir.










